20 Aralık 2011 Salı

CENNET ORMANI



İzlemiş olduğum en iyi romantik dramlardan biriydi. Aşk budur işte dedim izlerken. Japonların aşk filmleri beni pek tatmin etmezdi. Kore yapımlarını bu açıdan daha iyi bulurdum ama bu filmle düşüncemi değiştirdim diyebilirim..film çok güzeldi ben ne yalan söyliyim korelileri japonlara göre daha çok severim hem kendilerini hemde film ve dizilerini japonlar benim için daha sonra gelir ama bu dizi ve bu dizideki oyuncular özellikle kız oyuncu Aoi Miyazaki benim için koreliler kadar değerli . neden bilmiyorum bu filmi izledikten sonra hayata bakış açım değişti nasıl söze başlıcamı nasıl anlatacağımı hiç bilmiyorum hatta neler yazsamda bu diziyi daha güzel anlatsam diye düşünüp düşünüp yazıyorum . filmi izlerken hep normal klasik sonla karşılaşacağımı düşünüyordum ama hiç de düşündüğüm gibi olmadı sizde kendinizi buna alıştırın çünkü böyle ufo görmüş insan gibi kala kalıyorsunuz yani ben öyle kaldım sonunda o kadar göz yaşı döktüm ki allahtan annemler evde yoktu da açıklama yapmak zorunda kalmadım ( bende bi huy vardır başkaları önünde ağlamam ) . yoksa iki saat sorguya çekerlerdi .

spoiller benden uyarması ***


kızımız ile oğlumuz ilk olarak burada karşılaşmıştırlar kızımız karşıya geçmek için el kaldırır bizim oğlan bunu küçük sanır ama aslında ikiside aynı üniversitede okumaktadırlar hatta 1 tanede ortak dersleri vardır .



kızımızın hiç arkadaşı yoktur , oğlumuzda hastalığından dolayı sürekli bir krem kullanmak zorundadır ve kremin koktuğunu düşünmektedir ( aslında korkmamaktadır ) bu yüzden kimseyle arkadaşlık kurmaz hatta sevdiği kızla bile konuşamaz o derece .

bu nedenle ikisinin arkadaşlıkları daha çabuk ilerler ve çok yakın olurlar kızımızın genetik olarak annesinden gelen bir hastalığı vardır büyüme hormonları çalışmamaktadır bu yüzden çok küçük gösterir .oğlumuz doğa fotoğrafları çekmek için kendine yeni bir yer keşfetmiştir ve buradaki doğa fotoğraflarını çekmeye başlar arkasına baktığındaysa bizim kızı görür ve onun kendisini takip ettiğini fark eder ilkte kıssada daha sonra burası ikisinin cennet ormanı olur ..


bir süre böyle devam eder hatta kızımız zorla bu oğlanın evine yerleşir . daha sonra oğlana aşık olmuştur ve süreklide oğlana bunu söyler hatta ''büyüyünce çok güzel olucam ve sen bana aşık olucaksın' ' der . tabi bizim oğlan onu pek ciddiye almaz . aralarında çok güçlü bir gelişir .





bir gün yine ormana gittiklerinde kız ikisinin öpüşürken bir fotoğraflarının olmasını ister oğlandan çocukta kabul eder ve öpüşürler , sonra aniden kız ortadan kaybolur . oğlan eve gider ve bir not bulur kız her şeyini toplayıp başka bir yere gitmiştir ve daha güzel olduktan sonra seni görmeye gelicem gibi bir şey yazıyordur .
tabi oğlan bunlara inanamaz ve sürekli onu arar okula gitmez ,evde hiç birşey yapmaz ,sürekli fotoğrafına bakar ,yani birden bire boşluğa düşmüştür . aradan uzun zaman geçer ama kızdan hala haber yoktur. sonra oğlanın diğer arkadaşları da birer birer giderler .






aradan uzun bir  zaman geçtikten sonra bizim kız tam neresi olduğunu hatırlamıyorum amerika sanırım orada bir fotoğraf sergisi açmıştır ve oğlana da bir davetiye gönderir. tabi bizimki şoklar içinde hemen yola çıkar oraya vardığında eski sevdiği kızla karşılaşır ve şok olur daha sonra eve giderler kız '' bizim kızla çok uzun zaman önce karşılaştıklarını ve ona sergi açmakta yardım ettiğini hatta ev arkadaşı olduklarını'' anlatır . oğlan kız sorduğundaysa başka bir ülkeye gittiğini söyler tabi bizim oğlan hayal kırıklığına uğrar .


daha sonra evin içinde odaları dolaşırken telefon çalar ve kızın babası kızının cenazesi ile ilgili bir şey söyler  ( tabi bende bu sahneden sonra çeşmeler açıldı resmen hüngür hüngür ağladım ) oğlan şok olur . sonra eski sevdiği kı buna onun böyle istediğini hatta sana her ay yollamam için 6 mektup yazdığını söyler . oğlanda nasıl oldu diye sorar kızda '' bir an önce büyümek için sürekli yediği donatları bıraktı ve düzenli yemek yemeğe başladı ve gerçekten de çok güzel bir  kız oldu daha sonra insanlara yardım etti onların resimlerini çekti herkes onu çok seviyordu'' dedi

daha sonra oğlan sergiye gitmek ister ...
kendisi doğa resimleri çekerken kız insanların resimlerini çekmiştir..
ikisinin ilk öpücüklerinin resimleri bile vardır hatta resmin yanında birde notla notta şöyle yazıyordu
HAYATIMDA TEK ÖPÜCÜK.. İÇİNDE GERÇEK AŞK OLAN...

(Kızın Çekmiş Olduğu Galerideki Fotoğraflar)



ve yıllar sonra

buda kızın son hali

- gerçek aşkın ne demek olduğunu anlatan bir filmdi kızın oğlan için yaptığı en büyük fedakarlıktı büyümek
 daha fazla söze gerek yok benim dediklerimi anlamanız için filmi izlemeniz lazım işte bana o zaman hak vereceksiniz...





           

200 POUNDS BEAUTY - EH İŞTE

 
nasıl başlasam bilemiyorum valla :) aslında güzel bir romantik komedi tarzı bir film ama öyle aman aman izlenesi birşey değil bazı sahnelerinde ne yalan söyliyim çok güldüm ama senaryo biraz saçma geldi bana yaa ne biliyim bi kız nasıl  bu kadar şişmanken böylesine güzel bir fiziğe sahip olur insanın hiç mi derisi filan sarkmaz yaa :) ben biraz takıldım kaldım tamam esnetik oldu orasını anladım da hiç mi bi ameliyat izi filan olmaz . bunların yanı sıra çok kötü filmdi dersem yalan söylemiş olurum . ayyy nerelerden nerelere çektim konuyu yaa ordan girdim burdan girdim başka şeylerden bahsetmeye başladım neyse ben konuya gireyim



***
arkadaşlar izleyeli çok uzun zaman olduğu için isimleri hatırlamıyorum o yüzden isim kullanmadan anlatmaya çalışacağım . şimdi bizim bu tombiş kızımızın sesi çok güzel ama görüntüsü kötü olduğu için 2. kızın yerine arkadan şarkı söylüyor . oğlanda bizim 2. kızın menajeri gibi birşeydi sonra birgün bunlar ikisi tuvalette tombiş kız hakkında kötü konuşurken tombiş kız ayrıca menajerde aşık çok üzülür ve ertesi gün hemen ortadan yok olur aradan 2 sene mi ne geçer ve estetik yaptırmış süper güzel incecik biri olarak karşımıza gelir özellikle bu zayıf olduktan sonra gezerken herkes dönüp bizim kıza bakması filan çok güzeldi tabi hemen eski işine girer tabi adını filan değiştirerek bizim oğlan bu kızı beğenmezken resmen arkasından ayrılmaz artık sonra bu kızın sesinin de çok güzel olduğunu fark eder ve ikinci kız yerine buna albüm yapmak için bir konser ayarlar sonra kızımız ünlü olur ve bunun gerçek kimliği açığa çıkar tabi ondan sonra bi duygusal sahne herkes bu kızın arkasında olur ve çok ünlü biri olur



****
valla son u bizim kore filmlerinde ve dizilerinde alışık olmadığımız türden bitti resmen her şey tersine dönmüş gibiydi oğlan kızın peşinden koşuyordu kız da buna yüz vermiyordu :))

dizide sevmediğim özellikse
- dizinin dış güzellikle ilgili olmasıydı . bir insan kiloluydu ünlü olamaz mı yada bir insanı güzelliğinde göre mi seviyoruz biz çok saçma .




kızın bu sahnede söylediği şarkıyı herhalde 100 kere dinlemişimdir çok güzeldi :))



soldaki hali filmin ilk 10 dakikası filan görüyoruz sonra bi evrim geçeriyor sağdaki haline geliyor :)


                                                                       bu fotoğrafa da bayıldım çok güzel olmuş :)

19 Aralık 2011 Pazartesi

PASTA - bittim ben bu diziye





yukardada dediğim gibi resmen bittim ben bu diziye yaa kore dizilerinin konusunu gidişatını az çok hepimiz çözdük kız ve oğlan kavga ile tanışır sonra birinden biri diğerine aşık olur daha sonra diğeride aşık olur 1 bölüm filan mutlu mesut olurlar daha sonra entrikalar döner mutlaka aileler istemez (playfull kiss hariç :)  ) böyledir yani ama bunda öğle birşey yok yaa çok değişikti özellikle yemek konusunda yaptıkları şovlar ile sanki gerçek aşçıymış gibiydiler . özellikle şu şef in yanında gelen 3 oğlan pek tatlıydılar özellikle şu kıvırcık saçlı en küçükleri tavırları filan çok güzeldi.
bizim kızın da iki arada kalması çok komikti :)



evettt ... KONUya gelecek olursak kısaca söyle.


Dizi başarılı, birinci sınıf bir aşçı olma rüyaları gören bir kadının hikayesini anlatmaktadır.

"Makarna" Hayaller ve Genç bir kadının başarısını Mamma Mia restoranında ünlü bir şef olmak istemesiyle olaylar başlar...
Yu-Seo keyong (Hyo-jin Kong) Mamma Mia restoranında üçüncü sınıf şef yardımcısı olarak iş hayatına başlar.O sonunda bir aşçı olma yolunu girmiştir.

Hyeon-ok Choi (Seon-gyun Lee) Mamma Mia restoranda Top şeftir. O İtalyan Mutfak Sanatları Eğitimi ve Sicilya'da bir otelde bir şef yardımcısı olarak başlamıştır. Hyeon-sonun da Kore'de en çok tanınan İtalyan şef olma yoluna girmiştir.

karakterleri tanıyalım birda


işte bu bizim şeppp

ben bu adama hayran kaldım dizi boyunca yaptığı harekleri gülmekten koptun mutfakta başka dışarda başka bir karektere bürünmesine hayran kaldım bu arada abimiz evli fazla sulanmayalım :)
Yu-Seo keyong a az çektirmedi valla sürekli tekrar yap deyip durdu orda kız iyi dayandı valla ben olsam sen misin bunu bana olmamış diyen. tekrar yap demeden suratına yapıştırırdım valla .) ama kıyamam ben bu şebeğe yaa :) resimdeki tipine baksanıza
komedi resmen bunun yerine başka oyuncu olsaydı hiç aynı tadı alamazdım heralde. normal kore dizilerine oranla daha uzun bölümü var (20 bölümcük ) ama insan ne zaman bitiridiğinin farkına varmıyor.


Yu-Seo keyong ( esas kız)
kızımız 3 yıldır aynı restoranda yardımcı çalıştıktan sonra tam eline tava yı alır o gün saolsun yeni şef kovar ( bütün kadınlarıda) daha sonra ne yapar ne eder işe geri alınır :) 
şefe olan duyguları pek saftı özellikle asansörde birden şefi öpmesi filan şok oldum ( tabi ki şefte şok oldu ) çok güzel bir bölümdü . ama bu farkettimde bu kıza her dizie çok çirkin kıyafetler giydiriyolar ( misal greast love) her iki dizide de kıyafetleri çok kötüydü . hakkınıda yemeyelim şimdi greast love da bazı kıyafetleri güzel sayılabilir
ama bu dizide ki giydiği o etekler filan sanki geç kalmışta sofra bezini sarmış gelmiş gibiydi .ama oyunculuğuna ve güzelliğine diyecek lafım yok.


2. kadın(her zamn ki gibi ismi aklımda değil)

bu kadında şefin öğrencilik yıllarındaki aşkı ama 1. olmak uğruna şefi arkasından bıçaklamış resmen .2. kadın olmasına rağmen pek entrika çevirmedi hatta çoğu bölümde sesi bile çıkmadı yazık kıyamam yaa. ben aslında çok sevdim bu kadını bir diz çekse izlerim valla ayrıca çok güzel özellikle gözleri bittim .


gerçek adı alex ama dizide ki adı aklımda yok

restoranın sahibi hayli zengin biri.
dizide en acıdığım, en masum ,en kırılgan, en korumacı ,en sakin ,kişiydi diyebiliriz . yazık tek derdi kızın kendisini sevmesi . abimizin zengin olduğuna bakmayın kıza 3 sene buyunca her hafta kaktüs versede o kişinin kendisi olduğunu bir türlü açıklayamamıştır . umutsuzca kıza olan aşkı beni çok etkiledi abide biraz küçük emrah havası vardı :)



resimden de anlaşıldığı gibi şeff biraz huysuz :)

bu arada bu sevimli iklinin karşılaşma sahneleri çok romantikti kız  ilk bakışta hayran kalmıştı :)


bu diziyi izledikten sonra aklımda kalanlar ve gözüme çarpanlar

- şefler her zamn çok yakışıklıdır

-erkeklere aşçı kıyafeti çok yakışmaktadir

-saolsun dizi sayesinde restoranların mutfaklarında nasıl çalışıldığını öğrendik

-bir gün aşçı olsak ve şefimiz genç , yakışıklı olursa ona aşık olucaz

-bu dizide en çok gözme takılan nokta kız ile oğlanın dizi boyunca hiç ayrılmamaları tamam ufak tefek tartışmaları olduda ikiside uzatmadan barıştılar .sanırım birde o yüzden çok sevdim bu diziyi

makarda yapmayı bi nevzede olsun öğrendim yani italyan makarnası yapmamı :)

-kızın yee şepp demesine bayıldım :)


- bu kafalara takılan bantlara hasta oldum yaa hepsinin kişilik özelliğini uygun şeyler takıyorlardı kafalarına :)


bizim mutfak :)))

-bu arada şef in taktığı atkılarda hiç fena değildi hani :)





18 Aralık 2011 Pazar

PROTECT THE BOSS







ALLAHIM BEN BU KADAR ÇABUK BİTEN BİR DİZİ İZLEMEDİM HER HALDE ...

daha önce izlemediğim için çok pişman oldum siz siz olun görür görmez izleyin bence çok güzel tam bana göre ilklerde sevmem diye izlemek istemedim çünkü yarım bırakmaktan hiç hoşlanmam bir diziye başladım mı sonuna kadar izlemem gerek yoksa aklım orada kalıyor bir taraftan da izlerken zaman geçmiyor o yüzden baya bir erteledim ama daha ilk bölümden pişman oldum niye izlemedim ki önceden diye.

Arkadaşlar kusura bakmayın ben konuya bodoslama dalıyorum Cha Ji-heon babasının ısrarlarıyla ( daha doğrusu patlamasıyla) şirkete gelen bir müdürdür geliyor dediysek öğleden sonra işte :) şirkette kimse sevmez Cha Ji-heon da bundan hiç şikayetçi biri değildir . Cha Ji-heon a sekreter bulmaktan bıkmışlardır.Cha Ji-heon onları göndermekten bıkmamıştır bir gün yine sekreteri elinden illallah der ve kaçar daha sonra işe  No Eun-seol alınır . tabi bizim kız diğer ağlak gururundan sevdiğini kaçıran kadınlardan değildir daha doğrusu eli maşalı hatta lisedeyken bir çete üyesiydi . bir süre sonra bizim patron sekretere aşık olur ve tabi bundan sonra sahne 2. kadın ve 2. adamındır ama bu dizide öyle entrikalar 2. kadınla erkek çevirmiyor onların anneleri tarafından çeviriliyor :)

arkadaşlar spoiller ... DİKKAT

                                                                 
                                                          Cha Ji-heon
    ay bu adam öyle şeker öyle şeker ki anlatamam ayrıca çok yakışıklı bu diziyi izledikten sonra kendisinin hayranı oldum çıktım resmen :) bir kore dizisinde ilk defa bir başrol erkek böylesine şapşal hareketli oluyor çok tatlı yaa . resmen koca şirketin ortasında babasından dayak yiyordu hele ne zaman babasıyla birlikte asansöre binse bi şaplak yiyip öyle çıkıyordu hele toplantılardan sonra babasının ortalık yerde kovalaması yok mu çok komikti gülmekten izleyemedim resmen :)
                                                        
                                                çok yakışıyorlar değil mi :))


                                                                                   
                                                         No Eun-seol

işte bizim eli maşalı kızımız No Eun-seol . fotoğraftan da belli zaten öyle değil mi :) çok güzeldi yaa ilk defa başroldeki kızı böylesine güzel giydirmişler valla ne yalan söyliyim nerde bi başrol kız var ona en iğrenç şeyleri giydiriyorlardı . çok güzeldi aşkları ilklerde pek duygularına karşılık veremese de sonradan aşık oldu baya baya :)


                 bu kıyafetine de bittim hani :))

            
 ikinci erkeğimiz ismi akılımda değil valla bu diziyi izleyeli baya oldu

bu normal klasik cool , çalışkan, bir karakterimiz ama zaman zaman delirmeleri Cha Ji-heon ile kavgaları birlikte atışmaları filan çok güzeldi aslında kendisi Cha Ji-heon gibi olmak istiyor onun gibi davranmak onun gibi hiç bir şeyi takmamak istiyor ama annesi bunu doldura doldura balon etmiş oda amcasına karşı kin beslediğinden kendi salamıyor yavrucağız . bu arada gülüşüne bittim söylemeden geçemicem :))



buda 2. kadın rolünde

daha önce parsonel tansede görmüştüm orda çok gıcık bir roldeydi ama burada da 2. kadın olmasına rağmen öyle gıcıklıkları yok hatta yaptığı şeyler çok sevimli dizi boyunca bir türlü duygularına karar verememesi hiç utanmadan sevdiğini söylemesi filan çok tatlıydı sevdim ben bu ablaya ya :)



bu sahneye bayıldığımı söylemeden geçemicem ya çok tatlılar öyle değil mi ama :) hele şu Cha Ji-heon a bakın ya allahım ben bu çocuğa bittim bu arada hepsinin tipi komik çıkmış :D




FLOWER BOY RAMYUN SHOP - GERÇEKTENDE ÇİÇEK ÇOCUKLAR :)




arkadaşlar bu ilk yazım eğer bir hata yaparsam lütfen maruz görün beni .

diziye gelecek olursak çok güzel bir dizi henüz ben daha 12. bölümü izledim sanırım hala daha korede son bölümleri veriliyor . diziyi izlerken bazı olaylara çok şaşırdım şimdi söylemesem daha iyi bende yoksa spoiller vereceğim :)

KONUYA gelecek olursak yang eun bi öğretmen olmak için sürekli didinip duram ama bir türlü kazanamayan bir(bizim dilimizde) kpss mağduru bir kızcağımız bir gün stajyer olarak bir okulda başlar ve sınıfına gediğinde karşında cha ci sooyu görür o an dünya başına yıkılır resmen ama yapacak bir şeyi yoktur stajını tamamlaması gerekmektedir bir süre sonra dayanamaz ve cha ci soo ya bir tane patlatıverir( en güldüğüm sahneydi )
daha sonra okuldan ayrılmak zorunda kalır ve bütün hayalleri suya düşer resmen :) olaylarda bundan sonra başlar ramen dükkanını açması Choi Kang-hyeok ile tanışması sonra bizim çiçek oğlanların bir araya toplanması filan baya 6 bölümü kaplıya hatta hani ramen filan diyorsunuz artık . bundan sonrasını da size bırakıyorum çok komik bir dizi hatta karakterler için bile izlenir o kadar yani :D

bundan sonrası spoiller içermektedir DİKKAT !!



nam-ı değer cha chi soo

 bizim kızın ilklerde can düşmanı :)
cha chi soo son derece zengin ,yakışıklı ,cool, kızların göz bebeği , ayrıca kızların gönlünü nasıl çalmayı çok iyi biliyor tabi bunların yanı sıra birde lise öğrencisi ve  19 yaşında :)
çiçeklerden biri ,hareketleri o kadar tatlı ki insanın  yerim seni diyesi geliyor




Choi Kang-hyeok

ay ben bu çocuğa bittim hatta bi ara kız keşke bunu seçse dedim acımak değil değişik bir şey ya hareketleri kıskançlıkları filan beni benden aldı resmen hatta şu olup olmadık yerlerde uyuması yok mu gülmekten öldüm . buda 2. erkeğimiz yang eun bi'nin kendi deyimiyle kocası(tabi normalde öyle bir şey yok )
kendi kendini koca olarak adamış biri.


yang eun bi

buda başrol kızımız yang eun bi
yani her zaman ki gibi normal koreli bi kız . ilklerde bu çocuklar buna mı aşık diye bilirsiniz yani ben öyle dedim ama zamanla bölümler ilerledikçe insanın gözüne güzel gelmeye başlıyor yada ilk bölümlerde pasaklıydı sonraları kendini düzelttimi valla fark etmedim ama insanın kanı ısınıyor bu kıza . oyunculuğu
da hiç fena değil hani .


işte bunlarda çiçek çocuklar en soldaki bizim kızın küçük kardeşi gibi çok tatlı( yani hareketleri) cha chi soo ile aynı sınıfta ve araları biraz(değil baya ) bi limoni :)
en sağdaki ise cha chi soo nun arkadaşlarından biri pek tatlı böyle geceleri bir sürü yüzüne kremler sürmeler filan kendine bakmalar tatlı tatlı konuşmalar en soldaki oğlanın üşütecek diye üstünü örtmeler filan pek tatlıydı hani :D

-dizide bir şey gözüme takıldı cha chi soo nun babası pek değişik ya . yani düşünün kocaman şirkette ofisinin tam ortasında kocaman bi küvet içinde yatıyor yanında sekreteri filan geliyor hiç ifadesi değişmiyor bi tepki vermiyor olaylar karşısındaki sakinliği filan öyle pek kore dizlerinde görmediğimiz ebeveyn halleri yani :)




selam :))

merhaba arkadaşlar ben elif nasıl başlayacağımı bilmiyorum yeni olduğum için eğer bir hatam olursa bana söyleyin lütfen şimdiden yazıcam yazılar hakkında endişeliyim çünkü eğer kötü yazarsam ve benden önceki blogların yazılarını okuduktan sonra benim yazılarımdan sıkıla bilirsiniz ama en kısa zaman da güzel şeyler yazmaya başlıcam :)))